2014, Trump Towers, İstanbul

/, Lunch, Opening/2014, Trump Towers, İstanbul

2014, Trump Towers, İstanbul

14 yıl San Francisco’da yaşadıktan sonra büyük bir özlem ile Türkiye’ye geldim. Doktora, bilimsel çalışmalar, Nobel ödülü, Silikon Vadisi, teknoloji ve yazılım şirketi, üniversitede dersler vs derken baktım yıllar geçmiş. Hayatımın en verimli yılları California’da geçti, çok şeyler öğrendim, çok yerler gezdim. San Francisco çok ilginç bir şehir, sabahları evinizden kısa kollu t-shirt ile çıkıyorsunuz, akşam eve dönerken yanınıza montunuzu almadıysanız donuyorsunuz, hava buz gibi oluyor 🙂 Yıllar içinde en çok özlemini çektiğim, eksikliğini hissettiğim ise yaz aylarında sıcak İstanbul gecelerinde sokakta bir bardak çay içmek, ılık ılık esen rüzgarın yüzüme vurması, arkadaşlar ile sohbet edip ülkeyi kurtarmak 🙂 Bu kadar basit mi demeyin, artık bir aşamadan sonra böyle basit şeyler o kadar önemli oluyor ki…İnsan ancak bunların yokluğunda kıymetini anlıyor. Sanırım böyle basit şeylerde mutluluk gizli…

Turkiye’ye döndükten sonra bir kaç mühendis arkadaşımla çalışmaya başladık ama henüz ne yapacağımızı bilmiyorduk. Bir gün yemekten sonra, arkadaşlar ile hadi çay içip çalışalım dedik. Nereye gidelim diye ayağa kalkınca, aklimiza hiçbir yer gelmedi. Vayyy dedim, her gün Türkiye’de 250 milyon bardak çay iciliyor ama çay içmek için aklımıza bir yer ismi gelmiyor. O an karar verdim, ismi Çaycı olacak. Her 15 dakikada bir taze çay demleyecek. Her seferinde aynı kalitede, aynı kokuda, aynı berraklıkta, aynı lezzette olacak. Yukarı ofise çıktım hemen, arkadaşlar gülmeye başladı, “ne oldu Çaycı mı olacaksın?” dediler. “Evet, Çaycı olacağım dedim, ben de güldüm.

Bir bilim adamı olarak en güzel çay nasıl demlenir diye sordum ve çay demlemenin karakteristiğini oluşturduk. Çay ile su kaç derecede buluşur, demlenirken kaç derecede, çayın posası çıkarıldığında kaç derecede, bardağa konulduğunda kaç derecede, servis edildiğinde kaç derecede olmalı ve ne zaman insanlar “artık bu çay soğudu keyif vermiyor” diyor. Hepsini saptayıp karakterize ettik. Sonra Doğu Karadeniz’in doğal kar suyu ile büyüyen en güzel çaylarını topladık. İlk çaycı harmanını en ideal sertlikteki yumuşak su ile demledik. İşte Çaycı’nın muhteşem ilk demi böyle çıktı. İlk günden beri her 15 dakikada bir taze çay demlemeye devam ediyoruz…

İnsanlar Çaycı’yı o kadar sevdi ki, ilk şubemiz Trump’ın hemen ardından Cevahir, 212 AVM, Canpark, Flat Ofis ve Forum İstanbul şubelerini açtık. Hızımızı alamayıp hızlı trene atlayıp Ankara’ya gittik, ilk indiğimiz yerde, Ankara Hızlı Tren Garı’nda Ankara şubesini açtık. Bir sonraki hedefimiz California ve Paris şubelerimizi açmak.

Bugüne kadar yüzlerce franchise başvurusu aldık, çok heyecanlandık, keyiflendik ama acele etmedik, önce altyapı dedik. İki yıl boyunca muhteşem bir teknolojik ve operasyonel altyapı geliştirdik. En ileri teknolojileri kullanarak, ödeme sistemlerinden satınalmaya, lojistikten operasyonel verimliliğe kadar bir çok alanda franchise’larimizi daha karlı ve verimli hale getirecek çalışmalarımızı tamamladık. Bugün itibarı ile heyecanımız dorukta, çünkü ilk 10 franchise adayımıza çok özel destekler vereceğiz. Özenle seçeceğimiz bu ilk 10 franchise adayımızdan beklentimiz mağazalarına ve markalarına sahip çıkmaları, en yüksek kalitede hizmet vermeleri, bol kazanç elde etmeleri. Kazanan Çaycı deyip yola çıktık, yeni bir başlangıç için, bir bardak çay için diyor, sizleri mağazalarımıza davet ediyoruz.

80 milyon çay sever, her gün 250 milyon bardak taze çay için bizi bekliyor. Bu heyecanın bir parçası olmaya
hazır mısınız? Lider Franchise olmaya hazır mısınız?

MAĞAZALARIMIZA GELİN, BIR BARDAK ÇAY İÇİN. NEDEN ÇOK KAZANACAĞINIZI ANLAYACAKSINIZ.

2019-04-19T19:29:00+00:00